Göndericiden çıkan e-posta son kullanıcıya ulaşana kadar ulaşılabilirliği ve gelen kutusuna girmeyi etkileyen birçok filtre ile karşılaşmaktadır.

 

Gateway spam filtreleri: Şirketlerin sistemine dahil edilen, adeta ISP’lerin savunma hattındaki ilk yardımcıları sayılabilecek fiziki sunuculardır. Şirkete gelen her e-posta gelen kutusuna ulaşmadan önce bu filtreden geçmek zorundadır. Hangi e-postanın spam hangisinin zararsız olduğunu zamanla öğrenen bu filtrelerin tek dezavantajı sadece şirkete gelen e-postaları incelediği için dış dünyadaki farklı spam türlerini öğrenerek gelişememesidir.

 

3. Parti spam filtreleri: Kendi metotları doğrultusunda içerik kontrolü ve belli başlı repütasyon kriterleri ile zararsız e-postaları spam e-postalardan ayırmaya çalışan şirketlerdir. 3. Parti filtreler gateway filtrelerin karar verme süreçlerine dahil olabileceği gibi bu filtreyi geçen e-postaların spam klasörü mü yoksa gelen kutusuna mı ait olduğu üzerinde etki sahibi olabilir. Bu filtreleri kullanan çok sayıda firma olması sebebiyle spam e-posta hakkında öğrenimleri bir hayli fazladır. Bu da e-postanın hangi işleme tabii tutulacağı konusunda yüksek bilgi sağlamaktadır.

 

Masaüstü spam filtreleri: Son kullanıcının bilgisayarında bulunan koruma yöntemidir. Kişisel tercihler doğrultusunda ayarlanabildiği için belki de geçmesi en zor spam filtreleridir. Bunlar içerisinde en bilineni olan Microsoft’un SmartScreen spam filtresimi kullanan Outlook programıdır.

 

Filtre teknolojisinin temeli

Spam filtre teknolojisi hem “inbound” (sisteme giren e-posta) hem de “outbound” (sistemden çıkan e-posta) aşamalarında kullanılabilir. ISP’ler kullanıcıları korumak için genelde her iki metodu da tercih etmektedir. Göndericiler her iki filtreye maruz da kalsa genelde “inbound” metodu endişeye sebep olan koruma yöntemidir. Her iki koşulda da binlerce önceden tanımlanmış algoritma çalışarak bir e-postanın nereye ait olduğunu karar vermektedir.

 

3 Ana Filtreleme Türü

 

ISP’ler filtrelemeyi başlıca 3 başlık altında incelmektedir. Bunlar:

  • E-postanın kaynağı
  • Gönderenin repütasyonu
  • Gönderilen e-postanın içeriği
Kaynak

 

Spam göndericiler repütasyon sistemini her defasında IP ve domain değiştirerek alt etmeye çalışmaktadır. Ancak spam filtreleri gönderen doğrulaması, devamlılığı ve ne kadar süredir aynı IP ve domainden gönderim yapıldığına bakarak filtreleme işlemini gerçekleştirmektedir. ISP’ler yeni IP ve domainden gönderilen e-postalara her zaman dikkatli yaklaşmaktadır. Uzun süredir aynı IP ve domaini kullanan gönderenler ise daha güçlü repütasyona sahip olabileceği gibi daha güvenilir kabul edilmektedir.

 

Repütasyon

 

Göndericinin repütasyonu algoritmalar ve milyonlarca veri analizi neticesinde hesaplanmaktadır. Repütasyon skoru 0 ile 100 (Return Path) veya-10 ile 10 (IronPort) şeklinde derecelendirilmektedir. ISP’ler ise repütasyon skoruna göre gelen e-postanın filtreleme işlemini gerçekleştirmektedir. Başlıca repütasyon başlıkları ise şu şekildedir:

 

  • Spam şikâyeti
  • Spam trap adresler
  • Mesaj içeriği
  • Hacim
  • Kara listeler

Repütasyon skorunun belirlenmesinde belki de en önemli kriter olması sebebiyle şikayet oranlarını az sayıda tutmak, bu paralelde içerik ile gönderim sıklığını ayarlamak her e-posta pazarlamacının asıl hedefi olmalıdır.

 

İçerik

 

İçerik analizi sırasında e-postanın belki de her unsuru kontrol edilmektedir. “Header”, “footer” yapısı, HTML kodlamanın düzeni, kullanılan imaj boyutları, içerikteki fontların rengi ve puntosu, URL uzunlukları, konu başlığı, ek ve daha birçok madde içeriğin filtreden geçerken bakıldığı başlıklardır.

 

Özetleyecek olursak, spam filtreleri e-posta ekosisteminin önemli birer parçasıdır. Onlar olmasaydı milyonlarca spam e-posta, sunucuları işgal edecek, sistemin neredeyse çalışmasına engel olacaktı. Bireysel düşündüğümüzde, spam filtreleri dostumuz diyebiliriz. İstemediğimiz e-postaların gelen kutumuza düşmesini engelledikleri gibi almamız gereken mesajları da bize ulaştırdığı için memnun olmaktayız.  Ve yine filtreler sayesinde önemli transactional e-postalar bize ulaşmaktadır.

 

Serimizin yeni yazısında IP Adresi ve Domainin ulaşılabilirlik üzerindeki etkisini inceleyeceğiz.

 

Kılavuzumuzun önceki yazıları:

E-posta Ulaşılabilirlik Kılavuzu Bölüm 1: Spam Nedir ve Spam Filtrelerinin Önemi